Bugün eve geldiğimde kargo şirketinin notu karşıladı beni. Mutlaka almam gereken bir evrak olduğu için çaresiz adresi öğrenmek için notun üzerindeki telefonu aradım. Konuştuğum üç ayrı kişi bana yeri tarif etmek için epey çabaladı, ama not almak dışında söylediklerini hiç anlamadım. Oturduğum semtin ne cadde isimlerini ne de işaret olarak görev yapan binaları tanımadığımı itiraf etmekten de utandım. Elimdeki posta adresine göre Google haritasına bakarak yolu anlamaya çalıştım. Güzergahı not edip arabama bindim. Tabii yanlış bir dönüş yaptığım için kayboldum. Sonrasını komedi dizilerine ilham verecek malzemeler üreterek geçirdim. Trafiği alt üst etmekle kalmadım, olur olmaz herkesi tarif konusunda sınava tabi tuttum. Öyle olunca da kimse borçlu kakmak istemedi uyduruk da olsa bana bir yön verdi. Ben de inatla her söyleneni yaparak oturduğum mahallenin sokaklarını ve binalarını tanıdım. Hatta kurye ofisini bile buldum. Evrakı aldıktan sonra kapıdan çıkarken başımı bir kaldırdım karşı yamaçta evimi gördüm.Dönüşüm sadece beş dakika sürdü. Bu beş dakikada yakın çevremize ne kadar yabancı olduğumuzu düşündüm. Sokaklar ve caddeler bir yana komşularımızı bile tanımıyoruz. tanımamak için de sanki özen gösteriyoruz. Sosyal ağlarda "arkadaş" biriktirme yarışı sürerken yaşadığımız ortamlarda gizemli yabancı olmayı pek seviyoruz. Dünyanın öbür ucundaki biri ile en özel duygularımızı paylaşırken üst katımızdakilerin isimlerini bilmiyoruz.
Bugünki niyetim: Yaşadığım ortamı fark etmek.
Kokusuyla, sesleriyle, renkleriyle mahallemi tanıyacağım. Günün bölümüne, mevsime ve havanın durumuna göre aldığı halleri fark etmenin keyfine varacağım. İnsanların gözlerinin içine bakmaktan çekinmeyeceğim, hatta onlara selam vereceğim. Görmezden geldiğim sokak kedilerine ve sahipsiz köpeklere yakından bakacağım. Yaşadığım dünyayı kucaklayacağım ve ona sahip çıkacağım.
1.05.2012
1.04.2012
2012 dedikleri
İşte geldi! O beklenen yıl geldi. Kimilerine göre dünyanın sonu kimilerine göre de yeni bir çağın başlangıcı. Şimdilik olağandışı bir durum fark etmedim. Yani gökyüzü kararmadı, güneş patlamadı, uzaylılar dünyayı istila etmedi, insanlar da doğaüstü güçlere kavuşmadı. Tüm bunlar Hollywood senaristlerinin hayal güçlerinde kaldı. Sıradan bir yıl yaşayacakmışız gibi görünüyor. Gerçi henüz ikinci günündeyiz 2012'nin. Kaldı 363 gün. Üstelik Mayalara atfedilen şu ünlü 12.12.12 tarihine daha çok var.
2012 de düşüncelerin gerçeğe dönüşeceği söyleniyordu. Yani bu yıl düşüncelerimizle yaratacağız. Yedi milyar tanrının yaşadığı bir dünya nasıl olacak acaba? Üstelik bu tanrıların giderek artan bir bölümü sürekli iletişim halinde. Yani yaratılan düşünceler twitter hızıyla yayılıp kök salıyor. Hatta sosyal ağların verimli ortamında hızla büyüyüp kurallara ve inançlara dönüşebiliyor.Her an her yerde yeni, taze, farklı bir söz, bir düşünce, bir hareket üretiliyor. O kadar çok ki güncelin ömrü kısaldıkça kısalıyor. Zaman herkesin maskarası oldu. Nerede o eski baskın, havalı hali? Günler bir yana saatlerin ve dakikaların bile saygınlığı kalmadı. Herkesin gözü saniyelerde. Hızlı olsun, hemen olsun ya da hiç olmasın. Beklemek en kötü seçenek. Kimsenin beklemeye sabrı yok.
Bugünki niyetim:
Kendime zaman yaratacağım. Yapmak istediklerim için yeterince zamanım olduğunu düşüneceğim. Acele etmeyeceğim. Sabırlı olacağım. Belki planladığımdan daha az yapacağım, ama yaptıklarımın farkına varacağım. Her niyetimin, her davranışımın çevremi, hatta tüm dünyayı etkilediğini düşüneceğim. Sonuçta bu benim dünyam. Tanrı olduğum tek dünya...
2012 de düşüncelerin gerçeğe dönüşeceği söyleniyordu. Yani bu yıl düşüncelerimizle yaratacağız. Yedi milyar tanrının yaşadığı bir dünya nasıl olacak acaba? Üstelik bu tanrıların giderek artan bir bölümü sürekli iletişim halinde. Yani yaratılan düşünceler twitter hızıyla yayılıp kök salıyor. Hatta sosyal ağların verimli ortamında hızla büyüyüp kurallara ve inançlara dönüşebiliyor.Her an her yerde yeni, taze, farklı bir söz, bir düşünce, bir hareket üretiliyor. O kadar çok ki güncelin ömrü kısaldıkça kısalıyor. Zaman herkesin maskarası oldu. Nerede o eski baskın, havalı hali? Günler bir yana saatlerin ve dakikaların bile saygınlığı kalmadı. Herkesin gözü saniyelerde. Hızlı olsun, hemen olsun ya da hiç olmasın. Beklemek en kötü seçenek. Kimsenin beklemeye sabrı yok.
Bugünki niyetim:
Kendime zaman yaratacağım. Yapmak istediklerim için yeterince zamanım olduğunu düşüneceğim. Acele etmeyeceğim. Sabırlı olacağım. Belki planladığımdan daha az yapacağım, ama yaptıklarımın farkına varacağım. Her niyetimin, her davranışımın çevremi, hatta tüm dünyayı etkilediğini düşüneceğim. Sonuçta bu benim dünyam. Tanrı olduğum tek dünya...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)